İçeriğe atla

2000₺ Üzeri Kargo Bedava! - Üye ol %10 İndirim Kazan!

Arama
Sepet
Lohusalık (Doğum Sonrası) Depresyon Anneler İçin Öneriler

Lohusalık (Doğum Sonrası) Depresyon Anneler İçin Öneriler

Postpartum depresyon, Lohusalık dönemi depresyonu olarak nitelendirilmekte ve anne sağlığı üzerine olduğu kadar bebek sağlığını da tehdit etmektedir.

Doğum ile birlikte anne ve baba stres ve endişe hisseder. Genellikle bebeğe alıştıktan sonra yaşanılan stres ve kaygı durumu hafifler. Bazı durumlarda ise yaşanılan kaygı ve stres kaybolmaz ve lohusalık (Doğum Sonrası)  depresyonu yaşanır.

Lohusalık, doğum sonrasında yaşanan 6 haftalık döneme verilen addır. Her yeni anne bu dönemi yaşar. Doğum sonrası yaşanan bu süreçte anneler üzgün, rahatsız, endişeli ve stresli bir ruh haline girebilir. Yeni annelerin %13’üne kadar görülen bu durum oldukça doğal bir süreçtir ve Lohusalık dönemi depresyonu olarak bilinir.

Lohusa Depresyonu Nedir?

Hamilelik oldukça köklü değişimlerin anne vücudunda yaşandığı bir süreçtir. Vücudun geçirdiği bu değişim esnasında hormonlarda da son derece önemli artışlar görülür. Bu süreç doğum sonrasında da belirli bir süre devam etmektedir. Ayrıca doğum sonrasında anne hayatında sosyal ve psikolojik değişimler olur. Sorumluluk ve toplumsal beklentiler artar. Yaşanılan bu süreç çerçevesinde anne davranışsal değişimler gösterebilir ve bu durum doğum sonrası depresyon olarak adlandırılır.

Postpartum depresyon gebe kalındığı an itibari ile ya da doğumdan yaklaşık 1,5 yıl sonrasına kadar görülebilir. Tek bir sebebe dayalı olarak gelişim göstermez. Yaşanılan depresyon genelde tek başına geçer, ancak araştırmalar kadınların %20’sinin, 1 yıl geçmesine rağmen depresyon belirtileri gösterdiğini saptamıştır.

Doğum Sonrası Depresyon Nasıl Anlaşılır? Belirtileri Nelerdir?

Doğum sonrasında ya da hamilelik ile beraber yaşanan lohusa depresyonu belirtileri kendisini fiziki ve duygusal olarak gösterebilir. Anne sürekli bir şekilde bebeğin sağlığı ve güvenliği hakkında endişe taşır. Bebek etrafındaki herkesi tehdit olarak görür. Tehdit olarak algıladığı her şeye aşırı tepki verir.

Doğum sonrası yaşanılan depresyonun fiziki belirtileri başlıca şu şekildedir;

  • Sürekli kabus görmek.
  • İştah problemleri yaşanması.
  • Hareketsizlik durumu.
  • Mide ağrısı, bulantı ve kusma.
  • Çarpıntı.
  • Nefes darlığı.
  • Kaslarda yaşanan aşırı gerilme.
  • Yorgunluk
  • Uyku düzeninde bozulmalar.
  • Cinsellikten uzak durma.

Doğum sonrası yaşanılan depresyonun duygusal belirtileri başlıca şu şekildedir;

  • Sinirlilik durumu.
  • Korku hissi.
  • Dikkat dağınıklığı.
  • Unutkanlık.
  • Sürekli endişe duyma.
  • Takıntılı düşünceler.
  • Mutsuzluk hissi.
  • Çaresizlik ve değersizlik hissi.
  • Yetersiz olduğunu düşünme.
  • Sürekli ağlama.
  • Değişken ruh hali.

Doğum sonrası yaşanılan depresyonun düşüncelerde görülen belirtiler başlıca şu şekildedir;

  • Kendini suçlama.
  • Kendini eleştirme.
  • Karar vermede güçlük.
  • Umutsuzluk.
  • Başarısız olduğu düşüncesi.

Doğum sonrası yaşanılan depresyonun davranışlarda görülen belirtiler başlıca şu şekildedir;

  • Toplumdan uzak durma.
  • Eve kapanma.
  • Kişisel bakımı aksatma.
  • Zevk aldığı şeyleri yapmama.
  • Tartışma.
  • Gündelik işleri yapmama.

Doğum Sonrası Depresyon Nedenleri?

Lohusalık depresyonu tek bir nedene bağlı olarak gelişim göstermez. Pek çok farklı nedenin bir araya gelerek anne ya da babaya baskı oluşturması sonucunda oraya çıkar. Yaşanılan depresyonun nedenleri arasında hormonal değişimler, uyku düzeninin değişmesi, yaşanılan zor hamilelik dönemi, ne yapacağını bilememe duygusu, sorumluluk duygusu gibi pek çok etmen neden olabilmektedir.

Anne ve bebek sağlığı açısından son derece önemli olan depresyon durumunun tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde annenenin bebeği istememe gibi durumlar yaşamasına da neden olabilir.

Doğum sonrasında yaşanılan depresyona neden olabilecek diğer etmenler ise şu şekildedir;

  • Ailede kaygı öyküsü bulunması.
  • Anksiyete.
  • Zor gebelik dönemi.
  • Yaşanılan travmatik olaylar.
  • Çok fazla çocuğun bakımını üstlenmek.
  • Çocukluk dönemi problemleri.

Lohusa Depresyonu Nasıl Geçer? Tedavisi Nedir?

Lohusa psikolojisi son derece farklıdır. Bu dönem içerisinde yaşanan depresyon tedavisi, yaşanılan depresyonun şiddetine göre değişkenlik gösterir. Bu çerçevede yapılan kontroller neticesinde uzman hekim en uygun tedavi yöntemini belirler ve uygular.

Verilen psikolojik destek ve tavsiyeler ile doğum sonrası yaşanan depresyonun mümkün olduğunca ilaçsız bir şekilde atlatılması öncelikli amaçtır. Birçok annenin en büyük kaygısı olan, antidepresanların bebeğe süt yoluyla etki edip etmeyeceği konusu, özellikle lohusa depresyonu tedavisinde de öne çıkar. Bu konuda çeşitli görüşler mevcut olmakla birlikte, alttaki linkte bulabileceğiniz makalede, SSRI (Selective serotonin reuptake inhibitors) adı verilen inhibitörlerin, doğum sonrası depresyonda tavsiye edilen ilaçlardan olduğu ve bu ilacın anne sütüne etkisinin çok az olduğu söylenmektedir. Ancak yine de bu konuda doktor tavsiyesi ile hareket edilmesi gerektiğini belirtmek istiyoruz.

Doktorlar tedavi aşamasında anne ve bebeği düşünerek hareket eder. İlaç ile tedavi uygulanmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda, bebeğe zarar vermeyecek anti depresan ilaçlara gerekli yönlendirmeleri yapacaklardır.

Genel olarak kişinin kendini izole etmemesi, olabildiğince sosyalleşmesi tavsiye edilir ancak bu dile kolay gelen söylemlerden birisidir. Doktor tavsiyesi almak her anlamda iyi sonuçlar doğuracaktır.

Doğum Sonrası Depresyonunun Giderilmesi İçin Neler Yapılabilir?

Yaşanılan Lohusalık (Doğum Sonrası) Depresyon, kendiliğinden geçebileceği gibi, bazı durumlarda 2 yıla kadar sürdüğü de gözlemlenmiştir. Tedavi edilmemesi durumunda ise anne ve bebek olumsuz bir şekilde tetiklenebilir.

Lohusalık (Doğum Sonrası) Depresyon için gerçekleştirilen tedavi yöntemi ilk olarak ilaçsız olarak gerçekleştirilir ve anneye ihtiyacı olan psikolojik destek verilir. Bu süreç içerisinde evde eş ya da aile bireyleri ile birlikte bazı aktiviteler yapılabilir.

Lohusalık (Doğum Sonrası) Depresyon tedavisinde evde de tedaviyi desteklemek amacı ile  yapılması gereken aktiviteler başlıca şu şekildedir;

  • Sosyal hayat içerinde olmaya özen göstermek.
  • Bebek arabası ile yürüyüşlere çıkmak.
  • Bebek bakımı hakkında aile bireylerinden ya da arkadaşlardan destek almak.
  • Uyku düzenini sağlamak.
  • Başka anneler ile tanışmak ve aynı dönemden geçen kişilerle fikir alışverişi yapmak.
  • Bebek ile beraber eğlenceli aktiviteler (havuz, plaj, oyun alanlarına gitmek vb.) yapmak.
  • Ev işlerinde eş ya da aile bireylerinden destek almak
  • İçerisinde bulunan durum hakkında birileri ile sohbet etmek.

Lohusa depresyonunu gidermek için eş ve aile bireyleri çok daha fazla paylaşımcı ve birbirine yardımcı olması önemlidir. Bebeğin bakımı ve ev işlerinin yapılması bu şekilde çok daha kolay ve sorunsuz olacağından, anne de oldukça rahat edecektir. Lohusa Anneye İyi Gelecek 5 Öneri.

Lohusalık dönemi doğum ile başlar. Bu dönem ortalama 6 ila 8 hafta kadar sürer. Annenin vücudunun hamilelik öncesi duruma dönmesi için gerekli olan zaman aralığı, lohusalık olarak tabir edilir.

Lohusalık döneminde anne vücudunda oldukça hızlı değişimler olur. Yaşanılan bu değişim süreci anneyi etkiler. Bu sürecin rahat bir şekilde atlatılması için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunur.

  • Enfeksiyon riskine karşı kişisel bakıma özen gösterilmelidir. Zira doğum sonrası bağışıklık sisteminin zayıflaması ile vücut her türlü tehlikeye karşı açık hale gelir. Bu neden ile kişisel bakıma özen gösterilmelidir. Özellikle vajinanın ve çevresinin temiz ve kuru olmasına dikkat edilmelidir.
  • Dikişlere zarar vermekten kaçınılmalıdır. Doğum esnasında vücuda doktor tarafından bazı kesiler atılabilmektedir. Bu kesiler dikiş ile kapatılır. Dikişlerin zarar görmesine neden olacak ani hareketlerden kaçınılmalıdır.
  • Beslenme ve sıvı tüketimine özem verilmelidir. Zayıflayan bağışıklık sisteminin ve vücudun çok daha hızlı bir şekilde toparlanması için beslenme önemlidir. Ayrıca vücuttaki ödemin atılması ve vücudun toparlanması içinde bol bol sıvı tüketilmelidir.
  • Fiziksel hareketlerin yapılması da oldukça önemlidir. Doktorun tavsiyesi ile günün belirli aralıklarında çeşitli hareketlerin ve yürüyüşlerin yapılması kan akışı ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışması noktasında önemlidir.
  • Yaşanılan her türlü olumsuz durumda doktora başvurulmalıdır.